Çağdaş Felsefe 1 2018-2019 Final Ünite 5 ve 6 Sınavı

Çağdaş Felsefe 1 2018-2019 Final Ünite 5 ve 6 Sınavı sorularını bu sayfadan online olarak çözebilirsiniz.

Doğru Sayısı %%SCORE%%
Yanlış Sayısı %%WRONG_ANSWERS%%
CEVAPLARINIZ
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1

I. Eğer bir önerme duyusal deneyim itibariyle bir farka yol açmıyorsa, anlamlı olarak kabul edilir.
II. Doğrulama, duyu organlarımızı kullanarak doğrudan yapılmak durumunda değildir.
III. Bir önermenin anlamlı olması için doğrudan, dolaylı veya ilkesel olarak doğrulanabilmesi yeterlidir.
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri doğrulanabilirliğin sınırları kapsamında doğrudur?

A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I-II
D
II-III
E
I-II-III
1 numaralı soru için açıklama 
Eğer bir önerme duyusal deneyim itibariyle bir farka yol açmıyorsa, anlamlı olarak kabul edilemez. Doğrulama, duyu organlarımızı kullanarak doğrudan yapılmak durumunda değildir. Bir önermenin anlamlı olması için doğrudan, dolaylı veya ilkesel olarak doğrulanabilmesi yeterlidir.
Soru 2

Viyana Çevresi olarak anılan topluluğun faaliyetleri ne içindir?

A
Resmî olarak grubun üyesi olup araştırmalar yapmak
B
Mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek
C
Fizikçi ve felsefeci Moritz Schlick’in önderliğinde toplantılar düzenlemek
D
Felsefî bazı sorunların dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını göstermek.
E
Nesnel olasılıklara dayalı olarak tümevarım mantığını geliştirmek
2 numaralı soru için açıklama 
Viyana Çevresi’nin çalışmaları ve tartışmaları 19 . yüzyılın sonundan 20 . yüzyılın başlarına yayılan dönemde özelikle mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek üzerine kurulmuştur.
Soru 3

Mantıksal pozitivistler için güçlü ve zayıf doğrulanabilme arasında fark nedir?

A
Yaklaşımın kendisinin esas itibariyle metafiziksel olması
B
Sözcüklerin (adların) temsil ettiği nesnelerin açık biçimde belirlenmesi
C
Mantıksal pozitivizmin amprisizm/deneycilikle yakın bağları bulunması
D
Eldeki veri ve tek bir olasılık
E
Anlamsız olanın, felsefî söylemin içerisinden tamamen sökülüp atılması
3 numaralı soru için açıklama 
Mantıksal pozitivistler, güçlü ve zayıf doğrulanabilme arasında bir fark olduğunu düşünmüşlerdir. Güçlü doğrulanmada eldeki veri, söz konusu önermenin doğrulanabilmesi için kesin bir sonuç vermektedir. Zayıf doğrulanmada ise bir olasılıktan söz edilmektedir.
Soru 4

Carnap'ın Aufbau projesinde olduğu gibi herkesin yapılması gerektiğini söyleyip yapmadığı işe soyunan kişi olduğu dizimbiliminin amacı nedir?

A
İşaretlerin kullanılmadığı ve farklı işaret etme kiplerine sahip işaretler için farklı işaretlerin kullanıldığı mantıksal bir dizimbilim geliştirmek
B
Doğrulanabilirlik ilkesi olmak ya da analitik bir önerme ya da sentetik (olgusal) bir önerme olmak
C
İşaretlerden oluşan bir dizge oluşturarak mantıksal çözümlemenin sonuçlarını bir muğlaklığa yol açmaksızın tam olarak ifade edebilmek
D
Felsefe tarihi boyunca felsefecilerin geliştirmeye çalıştıkları ahlâk felsefeleri de bu felsefecilerin hissettiklerinin ifade edilmesi
E
Biçimsel, fiziksel ve algısal veya görsel uzaylar arasındaki ayrımları netleştirmek
4 numaralı soru için açıklama 
Mantıksal dizimbilimin amacı, işaretlerden oluşan bir dizge oluşturarak mantıksalçözümlemenin sonuçlarını bir muğlaklığa yol açmaksızın tam olarak ifade edebilmektir.
Soru 5

I. Teoloji
II. Etik
III. Metafizik
IV. Pozitivist
V. Pragmatist
Yukarıda belirtilen maddelerden hangileri Comte’a göre insanlık gelişimi sürecindeki safhalar arasında yer almaktadır?

A
I. II. III.
B
I. III. IV.
C
I II. V.
D
II. III. IV.
E
II. III. V.
5 numaralı soru için açıklama 
Pozitivizm (ispatçılık veya olguculuk), felsefeye bir terim olarak Auguste Comte tarafından kazandırılmıştır. İnsanlık tarihinin veya toplumların geçtiği üç aşamanın sonuncusunu adlandırır. Comte’a göre insanlık gelişimi sürecinde üç aşamadan geçer: teolojik, metafiziksel ve pozitivist. Olgucu veya pozitivist aşamada insan aklı, görüngülerin nedenleri konusundaki arayışını bırakır ve fenomenleri belirleyen yasaların belirlenmesi ile yetinir. Mutlak olana dair arayış, yerini göreli kavramlara bırakır. Bilim, gerçekliğe yaklaşan bir etkinlik olarak düşünülür.
Soru 6

Aşağıda verilen yazar-eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A
Alfred Tarski - “The Concept of Truth in Formalized Languages”
B
A.J. Ayer - Language, Truth, and Logic
C
Maurice Schlick - Der logische Aufbau der Welt
D
Rudolf Carnap - Scheinprobleme in der Philosophie
E
Wittgenstein - Tractatus
6 numaralı soru için açıklama 
Der logische Aufbau der Welt adlı eser Rudolf Carnap'a aittir.
Soru 7

_________ Batı Almanya’da 1891 yılında doğmuştur. Tarski’nin çalışmalarından etkilenip Tarski’nin doğruluğun tanımlanmasına ilişkin yaklaşımını kendi felsefî projesine eklemlemeye çalışmıştır. Kendisinin en tanınmış eseri Logische Syntax der Sprache (Dilin Mantıksal Dizimbilimi)'dir.
Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki boşluğa uygun düşen kişidir?

A
A.J. Ayer
B
Moritz Schlick
C
Ludwig Wittgenstein
D
Rudolf Carnap
E
Viktor Kraft
7 numaralı soru için açıklama 
Rudolf Carnap Batı Almanya’da 1891 yılında doğmuştur. Tarski’nin çalışmalarından etkilenip Tarski’nin doğruluğun tanımlanmasına ilişkin yaklaşımını kendi felsefî projesine eklemlemeye çalışmıştır. Kendisinin en tanınmış eseri Logische Syntax der Sprache (Dilin Mantıksal Dizimbilimi)'dir.
Soru 8

Özelikle mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek üzere Viyana Çevresi olarak adlandırılan bir grup felsefeci ve bilim adamının düşünsel arayışları neticesinde şekil almış felsefî yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

A
Anti-pozitivizm
B
Neo-pozitivizm
C
Mantıkçı pozitivizm
D
Olgucu pozitivizm
E
Post-pozitivizm
8 numaralı soru için açıklama 
Özelikle mantık, matematik ve fizik alanında gerçekleşen ilerlemelerin ışığında deneyciliği ve bilimi yeniden şekillendirmek üzere Viyana Çevresi olarak adlandırılan bir grup felsefeci ve bilim adamının düşünsel arayışları neticesinde şekil almış felsefî yaklaşım mantıkçı pozitivizmdir.
Soru 9

Auguste Comte tarafından felsefeye bir terim olarak kazandırılan Pozitivizm ne demektir?

A
İspatçılık ve olguculuk
B
Bilim ve gerçeklik
C
Fizik ve felsefe birlikteliği
D
Mantıkçı yaklaşım
E
Metafizik karşıtlığı
9 numaralı soru için açıklama 
Pozitivizm (ispatçılık veya olguculuk), felsefeye bir terim olarak Auguste Comtetarafından kazandırılmıştır. İnsanlık tarihinin veya toplumların geçtiği üç aşamanın sonuncusunu adlandırır. Olgucu veya pozititivist aşamada insan aklı, görüngülerin nedenleri konusundaki arayışını bırakır ve fenomenleri belirleyen yasaların belirlenmesi ile yetinir.
Soru 10

Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümlemesinin sonucu ne olmuştur?

A
Bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır.
B
Bilim cemaatinin değerlerinin belirleyiciliğini ön plana çıkarmıştır.
C
Nesnel olasılıklara dayalı olarak tümevarım mantığını geliştirmiştir.
D
Söz konusu önermenin gerçekliği temsil ettiği oranda doğru olacağı izlenimini doğurmuştur.
E
Cümlelerinin mantıksal çözümleme ile boş veya anlamsız olduğunu gösterebileceği
10 numaralı soru için açıklama 
Mantıksal pozitivistlerin dilin mantığını (tümdengelimsel ya da tümevarımsal olsun) çözümleyerek bilimi sağlam bir felsefî temele oturtma projesi genel olarak bilim felsefesi olarak anılan bir felsefe geleneğinin doğmasına yol açmıştır.
Soru 11

Wittgenstein'ın Düşünmeyin, fakat bakın! şeklindeki mottosu ne anlama gelmektedir?

A
Düşündükçe açıklamalar ve kuramlardan uzaklaşırız.
B
Düşündükçe yanılsamalara bakmamız kolaylaşır.
C
Olması gerekeni düşünmek bakmamız için gereklidir.
D
Yanılsamalardan kaçınmak için bakmamız ve olanı tasvir etmemiz gerekmektedir.
E
Olması gerekeni düşünmektense, önümüzde olanı kıyaslama eğilimine girmemiz gerekir.
11 numaralı soru için açıklama 
Bu mottonun önemli nedenlerinden birisi, düşündükçe açıklamaların ve kuramların peşine düşmemiz ve Wittgenstein’ın bizi uyardığı yanılsamalara kolayca kapılmamızdır. Olanı değil, olması gerekeni düşünüp bununla önümüzde olanı kıyaslama eğilimine girmemizdir. Oysa davet edildiğimiz gibi bakarsak, olanı tasvir etmeyi ve dolayısıyla söz konusu yanılsamalardan kaçınmayı başarabiliriz.
Soru 12

Wittgenstein’ın Tractatus’taki bakış açısını terk etmesinin nedenleri nelerdir?

A
Resim kuramının kendisinde ve buna bağlı olarak geliştirdiği ad ve nesne anlayışında bir sorun olduğunu düşünmesi
B
Felsefî bazı sorunların dilin yanlış kullanımından kaynaklandığını göstermek
C
Bilimsel terimlerin görüngüsel terimler cinsinden tanımlayacağı biçimsel bir dizge geliştirmek
D
İşaretlerden oluşan bir dizge oluşturarak mantıksal çözümlemenin sonuçlarını bir muğlaklığa yol açmaksızın tam olarak ifade edebilmek
E
Nesnel olasılıklara dayalı olarak tümevarım mantığını geliştirmek
12 numaralı soru için açıklama 
Wittgenstein’ın Tractatus’taki bakış açısını terk etmesinin nedenleri daha derine inmektedir. Wittgenstein, resim kuramının kendisinde ve buna bağlı olarak geliştirdiği ad ve nesne anlayışında bir sorun olduğunu düşünmektedir.
Soru 13

I. Ailevi benzerlikler kavramı özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir kavramdır.
II. Kavramların sınıflandırılmasının, ayrılmasının, ilişkilendirilmesinin net ve kesin sınırları yoktur.
III. Dil, ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
IV. Dilin ideal, kesin sınırları vardır ve bir tür kalküldür.
Ailevi benzerlikler kavramı ile ilgili olarak yukarıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?

A
Yalnız I
B
I ve II
C
I, II ve III
D
Yalnız III
E
III ve IV
13 numaralı soru için açıklama 
Wittgenstein özcü yaklaşımları eleştiren ve aşan bir “benzerlik” kavramı geliştirmiştir. Wittgenstein’ın burada öne sürdüğü “ailevi benzerlikler” terimi son derece önemlidir. Belki Sokrates’e ve Platon’a kadar geri götürebileceğimiz ve Batı felsefesi tarihi boyunca süregelen özcü yaklaşımlar, kavramların sınıflandırılması, ayrılması, ilişkilendirilmesi konusunda net ve kesin sınırların peşinde olmuşlardır. Witgenstein’ın bu yaklaşımında ise bu sınırların arayışı anlamını yitirmektedir. Bizler pek çok kavramın özünü belirlemekte, bir kavramı diğerlerinden kesin sınırlarla ayırmakta zorluk yaşayabiliriz. Fakat bu söz konusu kavramları kullanamayacağımız ya da onların işe yaramaz oldukları anlamına gelmez. Pek çok kavram için durum böyledir. Sonuç olarak dil ideal, kesin sınırları olan bir kalkül değildir. Dil, sonsuz çeşitlilikte etkinlikler (yaşam formları) içerisinde şekil alır, değişir, gelişir ve ailevi benzerlikler üzerinden bize bir bütün olarak görünür.
Soru 14

Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein’ın Felsefi Soruşturmalar’da, kuşatıcı bir anlam kuramının geliştirilemeyeceği düşüncesinin nedenlerinden biri değildir?

A
Dil oyunları tek bir kuramda ele alınamayacak kadar çeşitlidir.
B
Sayılamaz çoklukta farklı cümle biçimleri bulunmaktadır.
C
Dilin bütünüyle kuşatan bir anlam kuramı evrensel gramer çalışmalarının tamamlanmasını beklemek durumundadır.
D
Dili kullananlar yaratıcı biçimde yeni dil oyunları geliştirebilmektedirler.
E
Dil, yaşayan ve gelişen bir şeydir.
14 numaralı soru için açıklama 
“Dilin bütünüyle kuşatan bir anlam kuramı, evrensel gramer çalışmalarının tamamlanmasını beklemek durumundadır.” Yargısı Wittgenstein’ın Felsefi Soruşturmalar’da kuşatıcı bir anlam kuramının geliştirilemeyeceği düşüncesinin nedenlerinden biri değildir.
Soru 15

Tractatus’ta Wittgenstein adların hangi özelliğinden bahsetmektedir?

A
Mutlak anlam
B
Adların nesnelere işaret ettiği
C
Zamanın değişen dile ayak uydurduğu
D
Sayılar ve adların bağlantısı
E
Adların değişkenliği
15 numaralı soru için açıklama 
Tractatus’ta Wittgenstein, adların nesnelere işaret ettiğini söylemekteydi. Dahası, söz konusu nesnelerin “basit” oldukları yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi. Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar süreceği ve belirli bir anlamın ortaya çıkamayacağı söyleniyordu.
Soru 16

Wittgenstein'a göre söz konusu kuralların, dil oyunlarının ve diğer pek çok inancımızın arkasında ne vardır?

A
Mitoloji
B
Kitaplar
C
Yaşam biçimleri
D
Zaman ve teknoloji
E
Gelenek ve görenekler
16 numaralı soru için açıklama 
Dili kullanırken de kullandığımız kuralları ve diğer kuralları izlediğimizde de bunun nedenine ilişkin bir sorgulama, en nihayetinde bir bilginin açığa çıkarılması ile değil, “bizim basitçe böyle yaşadığımız” gerçeğine gelip dayanır. Söz konusu kuralların ve diğer pek çok inancımızın arkasında “yaşam biçimlerimiz” bulunmaktadır. Dil oyunları söz konusu yaşam biçimleri içerisinde oynanır.
Soru 17

Örneklemeli tanımlamaların neden dil oyunlarına gereksinim duyduğunu hangisi en iyi şekilde ifade etmektedir?

A
İsimler dil için esastır ve biz adları belli bir yöntemle öğrenir ve dili öğrenenlere öğretiriz.
B
Örneklemeli bir tanımlama bir dil oyunu içerisinde anlamını kaybetmektedir.
C
Bir sözcüğün öğrenilmesi, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlıdır.
D
Örnekleyerek tanımlama dil için temel oluşturur.
E
Dilin öğretilmesi için dilin açıklanması gerekir.
17 numaralı soru için açıklama 
Wittgenstein, söz konusu sözcüğün öğrenilmesinin, sözcüğün içinde kullanıldığı dil oyununda üstlendiği rolün anlaşılmasına bağlı olduğunu, bu itibarla da örnekleyerek tanımlamanın dil için temel olamayacağını düşünmektedir.
Soru 18

Wittgenstein'ın Tractatus adlı yapıtında savunduğu bazı görüşlerle ilgili fikrini değiştirmesinin sebebi nedir?

A
Tractatus'taki mantıksal çözümlemenin tamamen yanlış olduğunu fark etmiştir.
B
Viyana çevresindeki düşünürler Wittgeinstein'ı görüşlerinin yanlış olduğu konusunda ikna etmişlerdir.
C
Sraffa ile trende geçen olay, bir önermenin betimlediği gerçekliğin bir resmi olması gerektiğine dair kavrayışını terk etmesine yol açmıştır.
D
Avusturya köylerinde öğretmenlik yapması Traktatus'taki görüşlerinin yanlış olduğunu fark etmesine yol açmıştır.
E
Viyana çevresindeki düşünürleri ikna edemeyeceğini anlayınca ad ve nesne anlayışı ile ilgili görüşlerini kendiliğinden değiştirmiştir.
18 numaralı soru için açıklama 
Wittgeinstein'ın daha sonraları görüşlerini değiştirmesinin nedeni Viyana çevresi’ndeki düşünürlerin Wittgenstein’ı görüşlerinin yanlış olduğu konusunda ikna etmeleri değildir. Tam tersine Viyana çevresi, Tractatus’un temel tezlerini kendi felsefî amaçları için uygun bulmuş ve savunmaya devam etmişlerdir. Kendi eseriyle ilgili fikrini değiştiren ve yeni bir arayış içerisine giren Wittgenstein’ın kendisi olmuştur. Norman Malcolm’un naklettiği ve Wittgenstein ile P. Sraffa arasında bir trende geçen şu konuşma Wittgenstein’ın neden fikirlerinin değiştiği konusuna ışık tutar niteliktedir: Witgenstein bir önermenin ve önermenin betimlediğinin aynı “mantıksal forma”, aynı “mantıksal çokluğa” sahip olması gerektiğinde ısrar ediyorken Sraffa, Neapolitan’lara tanıdık gelen ve iğrenme veya hoşlanmama anlamına gelen bir jest yapar. Daha sonra sorar: “Bunun mantıksal formu nedir?” Sraffa’nın örneği, Wittgenstein’ın bir önerme ile önermenin betimlediğinin aynı “form”a sahip olması gerektiğinde ısrar etmekte bir saçmalık bulunduğu hissini uyandrır. Bu olay, bir önermenin betimlediği gerçekliğin bir “resmi” olması gerektiğine dair kavrayışını terk etmesine yol açar.
Soru 19

Wittgenstein'ın geç dönem felsefe anlayışına göre nesneler ve adlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A
Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir.
B
Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlaması sonsuza kadar sürecektir.
C
Bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır.
D
Adların anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir.
E
Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz.
19 numaralı soru için açıklama 
Tractatus’ta Wittgentein, adların nesnelere işaret ettiğini söylemekteydi. Dahası, söz konusu nesnelerin “basit” oldukları yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi. Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar süreceği ve belirli bir anlamın ortaya çıkamayacağı söyleniyordu. Geç dönem felsefe anlayışını ortaya koyan eseri Felsefî Soruşturmalar’da Wittgenstein, bu fikrini tamamen değiştirmiş görünmektedir. Öncelikle Wittgenstein, bir adın anlamı ile neyi kastettiğimizi açıklamaya çalışır. Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir. Wittgenstein’ın bu ayrımı ortaya koymak için verdiği bir kanıtlama şu şekildedir: Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz. Aksi takdirde o kişinin öldüğünü dahi söyleyemeyiz. Eğer adın anlamı, adı taşıyan değilse nedir? Wittgenstein’ın görüşüne göre bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır. Buradan anlaşılan, adların (genelde de sözcüklerin) anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir. Söz konusu anlamlar dil oyunları içerisinde belirlenmektedir.
Soru 20

Aşağıdakilerden hangisi Wittgenstein'ın dil oyunları ile ilgili görüşlerine göre yanlış bilgi içermektedir?

A
Dilin nasıl olduğu değil, nasıl olması gerektiği ön plana alınmalıdır.
B
Bir dil oyunu, yazılı ya da sözlü olarak ifade edilen sçzcükleri içeren bir etkinliktir.
C
Dil oyunlarının nasıl bir işleve sahip olduğunu görebilmek için basit, ilksel dil oyunlarına bakmamız gerekir.
D
Sözcüklerin her biri farklı işlevlere sahiptir.
E
Türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin dinamizmini ıskalamaktır.
20 numaralı soru için açıklama 
Wittgenstein'a göre dil yaşayan, gelişen, değişen bir şeydir. Sayılamaz çoklukta farklı cümle biçimleri vardır ve kullanıcılar yaratıcı bir biçimde bunlara yenilerini eklemektedirler. Türdeş bir yapıya sahip bir dil tahayyül etmek ve onun tamamını kuşatan bir kuram geliştirmeye çalışmak dilin dinamizmini ıskalamaktadır. Dilin nasıl olduğunu değil, nasıl olması gerektiğini ön plana almaktır ki bu yol, çıkmaz bir sokaktan başka bir yere bizi götüremez.
SONUÇLAR
20 tamamladınız.
Liste
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
Son
Geri dön
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Bu yazıya oy vermek ister misiniz?)
Loading...